MEHMET AYDIN
BENİM KARIM BİR MELEKTİR

 

Biz insanlar, yaşam denilen mozaiğin içinde farklılıklarımız ve hikâyelerimizle var oluruz. Yaşamın tümü içinde birey olarak önemli değiliz. Öldüğümüzde boşalan yeri hemen başka bir birey doldurur, mozaik bozulmaz. Ama hikâyelerimiz ölmez ve kaybolmaz; anılarda, parça parça da olsa insanlığın deneyimi olarak yaşar durur. Avukatlık yaşamım süresince yüzlerce dosyada, yüzlerce insanla tanıştım. İzin verdikleri ölçüde yaşamlarına girdim, hikâyelerini dinledim ve bu hikâyelerinin bir parçası da ben oldum. Kiminden çok etkilendim, kimini çok sevdim, kiminden yaşam dersi aldım. Zaman geçtikçe bu dosyalardaki insanlar, yaşamlar ve hikâyeleri benim hafızamdaki süzgeçten ister istemez süzüldüler. Kalanlar beni en çok etkileyen, en çok sevdiğim ve yaşam dersi aldığım insanlar ve onların hikâyeleri oldu. Yaşamı sırtlayıp götüren, mozaiğin parçaları olan, sizin, benim gibi sıradan insanların sıradan hikâyeleri. Okuyan bu hikâyelerin içinde kendinden kırıntılar bulursa, ne mutlu bana. -- Rezan ÖZGER (tanıtım bülteninden)

Kitap yazarımız Rezan Özger'in kendi yaşantılarına dayanarak yazdığı hikâyeler. Kitaba asıl ismini veren hikaye ise sonlarda yer alıyor. - Hani yemek ya da tatlı yerken en güzel lokmayı sona saklarız ya hatta üstüne bir de kahve diyebileceğimiz bir hikâye en sonda.
Hikâyeler yazarımızın mesleğinden dolayı bizim de tanık olduğumuz avukatın müvekkillerinden yani davacıların hayatlarından kesitler sunuyor. bu yönüyle Çehov tarzı dediğimiz Sait Faik tarzı hikayelerden oluşuyor. Hikayeler o kadar güzel ve akıcı bir dille anlatılmış ki nasıl bittiği anlaşılmıyor bile. Hikâyeler bu yönden size kısa gelebilir fakat olaylar genelde benzer mekanda geçtiği için -büro, mahkeme vs.- yazarımız biraz kısa tutmuş olabilir.
Hikâyelerin içeriğine gelince günlük hayatta karşımıza çıkabilecek olaylar günümüzün toplumumuzun olaylara özellikle de kadınlara bakışı açısından toplumun panoraması özelliğini taşıyor. Bu yönüyle kadınlara daha yakın bulabilirsiniz ama bence özellikler erkeklerin okuması gereken hikayeler. Yazarımızın kalemine, yüreğine sağlık
Rezan Özger olaylara ayna tutarken okuyucuyu yormadan iletişim kuran başarılı bir kalem. Her kesime kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap.
Mehmet Aydın

ŞİMDİ BU AŞK MI?

KÜNYE:
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 172
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
Boyut 13.5 x 20.5 cm
Cinius yay.
Herkesin bir hikâyesi vardır, yaşandığında iz bırakan, öğreten, unutulmayan. Belki hikâye olmadan değiştirmiştir yaşamın rotasını. Belki de deneye deneye katmış, olgunlaştırmıştır kişiyi. Bazen hikâyeler tanık olanları da etkiler derinden, onların yaşamında da kalıcı izler bırakır, unutulmaz. Kimileri kendi yaşadıklarıyla olgunlaşır, kimileri başkalarının yaşamından pay çıkarır kendine. Herkesin hikâyesi yaşamdan bir parçadır, yaşandığı zaman içinde toplanıp kocaman bir evren olur anlatılmakla bitmeyen. Bu kitaptaki hikâyeler sıradan insanların sıradan hikâyeleridir. Okuyanın dudağının kenarında bir tebessüm, yüreğinin kıvrımında inceden bir titreşim uyandırırsa ne mutlu yazana ki bir hikâye daha katılmış olur bu âleme. ( Rezan Özger – tanıtım bülteninden)

Herkesin vardır bir hikâyesi. Herkesin bir sırrı, söylemek istemediği düşüncesi, başkalarından sakladığı bir yarası vardır. ‘Şimdi bu aşk mı?’ okuyanların kendinden bir nebze de olsa bir şeyler bulabileceği ya da aklından geçirmiş olduğu bir düşünceyi hatırlayabileceği bir kitap.
Hikâyeler birbirinden bağımsız 24 hikâyeden oluşuyor ve hikâyeler dış dünyayla başlayıp giderek içselleşiyor. Durgun bir denizdeyken farketmeden sizi yutan bir girdap gibi ve her hikâye bir öncekinden daha fazla yapıyor bunu. ‘Benim karım bir melektir’ kitabından önce yazılmış. O kitap için özellikle erkeklerin okuması gerektiğini söylemiştim aynı sözüm bu kitabımız için de geçerli. (Facebook ve edebiyatçı ruhumun bana verdiği bu yetkiye dayanarak bu sözün patentini aldığımı ilan ediyorum :P) hâlâ özellikle erkeklerin okuyup da ders alması gereken hikâyeler olduğunu düşünüyorum.

‘Şimdi bu aşk mı?’ bazen birinci bazen de üçüncü ağızdan anlatılıyor. Kimi zaman biz oluyoruz kahraman kimi zaman tanıdığımız biri. Yazar olayları aktarırken elimizden tutup bizi de olayların kıyısında dolaştırıyor. Özellikle de hikâyeler ruhsal boyutlarla incelenirken. Bu kitabımızın daha önce yazıldığını da varsayarsak yazarın her hikâyede ve her kitapta giderek artan bir etkisinden bahsedebiliriz. Giderek ustalaşan bir anlatım...
Hani demiştim ya herkesin düşündüğü ama söylemedikleri vardır. İşte Rezan Özger o düşüncelerimizi yakalayan biri. Duygularımıza tercüman olan. Anlayıp da söylemediklerimizi söyleyen...
Yazarımızın bir sonraki çalışmasını dört gözle bekliyorum...

AYŞE SARISAYIN / Yazar  
GÖZDE KARADAĞ 
KADER GÜNEŞ
KİTAP KONAĞI
MEHMET AYDIN
DİLEK KARABULUT
AV. ALİ GALİP YILDIZ
OZAN UZUN
SEVTAP EKEN
SİNAN SUVAİ KÖŞGER
 
 

İÇİNDEKİLER

OKUYUCU YORUMLARI
SATIN AL