GÖZDE KARADAĞ               30 Aralık  2015

Genç ama tecrübeli bir avukatın dilinden anlatılmış, küçük hikâyelerle bezeli bu kitabı okurken çok keyif aldığımı söylemeliyim. Beni bambaşka diyarlara, kâh bir adliyeye, kâh bir mahkemeye götürdü.
İlginç davalar, garip vakalar genç bir avukatın gözünden anlatılmış, gerçek hayata dair insanın ders çıkaracağı türden konular işlenmiş.
Benim Karım Bir Melektir adlı kitap, o kadar farkındalık içinde yazılmış ki, anlatılmak istenen mesaj yerli yerinde ve bir o kadar da zekice işlenmiş satırlara. Kitabı hayretler içinde ve bir solukta bitirdiğimi farkettim.
Bir başkasının hayatına, bir avukatın, bir hırsızın, bir zanlının öyküsüne bu kitabın penceresinden baktım. Başkasının hayatını öğrenmek istiyorsan kitap oku demişler ya sanki bu kitap için söylenmiş bir söz olsa gerek...
Akıcı, sade ve edebi dili ile hikâyeler, sizi içine çekip adeta bünyesinde sindiriyor.
Hikâye başlıklarının anlatılan konuya ne kadar yakıştığını, anlatmak istediklerini konu bitiminde ismin neden o şekillerde konulduğunu şaşırarak anlayacaksınız. Kimisi tarz, kimisi realite, kimisininde de espri içerikli olan bu öykülerin sizi hayretlere düşüreceğini, kâh güldürüp kâh hüzünlendirdiğini göreceksiniz.
Bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Mutlaka okunması gereken bu eserde, kendi hayatınıza dair ilmeklerin bu satırlarda gizli olduğunu farkedeceksiniz...

Sanatçı Rezan Özger'in emeğine yüreğine sağlık... Başarı dolu mürekkebiniz hiç solmasın

GÖZDE KARADAĞ             27 Aralık  2015

REZAN ÖZGER - ŞİMDİ BU AŞK MI? adlı esere yorumum:
Öncelikle bu kitabın küçük küçük fakat her biri harika, farklı yaşam tarzlarını anlatan hikayeciklerden oluştuğunu ve aynı zamanda edebi bir dil ile yazıldığını söylemeliyim. Gerçeklere dayalı bu hikayelerde insan mutlaka kendinden birşeyler buluyor. Hikayeleri okurken, her bir cümlesi, ilmek ilmek insana çok farklı duygular ekiyor. Hele ki sonunda bir hikayesi var ki okurken gözyaşlarımı tutamadım.
Beni en çok etkileyen bölümden bir pasaj ile sonlandırmak istedim yorumumu:
“Ne yapıyorsun yine sabah sabah çiçeklerle?” diye sordu.
“Çiçeklerimle konuşuyorum işte, gelişip güzelleşsinler diye,” dedi kadın.
“Onlarla konuşmak, onları sevmek, sevdiğini göstermek lazımmış. Yoksa küserlermiş. Ne yapalım, gösteriyorum ben de sevgimi; küsmesinler, her zaman taze, bol çiçekli olsunlar istediğimden. Bakınca çiçeklerle donanmış, insanın içi açılır, dertmiş kedermiş dağılır gider.” İçini çekti, ellerini hafifçe -benden bu kadar- dermiş gibi iki yanına doğru açtı. “İnsanoğluyuz eninde sonunda. Teselli bulacak, avunacak bir güzellik, tutunacak bir dal ararız işte,” diye sürdürdü sözlerini. Gözleri sevgi dolu, yüzü aydınlık.
Mis gibi kokan kızarmış ekmekleri adama uzattı kadın. Çayını doldurdu, önüne koydu. Adam kadına bakmadan oturdu.
“Bunlar da kadınların uydurduğu safsatalar canım,” diye homurdandı.
“Ne anlar çiçekler konuşmaktan, sevmekten?”
Ekmeğini aldı önüne, üstüne tereyağı sürdü, çıtır çıtır yiyerek kahvaltısına başladı. Çayından bir yudum aldı; “işiniz gücünüz yok, böyle şeylerle uğraşıyorsunuz,” dedi. Sesi çatacak yer arar gibiydi, ama kadın gerilemedi.
“Herkes bilir bunun böyle olduğunu. Ben sevdikçe, bak hep çiçek
açıyorlar,” dedi gözleri adamın gözlerini ararken, yumuşacık.
“Durdukları yer de önemliymiş; kimi güneş sever, kimi gölge. Kimi
camın önünde durmak ister, sanki geleni geçeni görecek onları lafa tutacak, olan bitenden haberdar olacakmışçasına. Kimi salonun bir ucundan aldığı ışıktan hoşlanır, içine kapanık insanlar gibi, uzak durur her şeyden, herkeslerden. Bütün bunları bilmek lâzım, yoksa gözünün önünde solar, kurur giderler. Ah bir dilleri olsa da konuşsalar, kim bilir neler anlatırlar. Onlar da canlı, onların da dünyaları var. Her biri farklı görür dünyayı, farklı şeyler ister. Göz önünde kuruyup gitmeleri yüreğini burkar insanın,” diye kendi kendine konuşmayı sürdürdü içinden. Ürkek bir sevecenlikle adama bakarken:
“Çiçeklerimle konuşur, onları gözlerimle okşayıp severken, bizleri
düşünüyorum bir yandan,” dedi kadın usulca. “İnsanlar da sevilmek ister, sevildiğini görmek ister.” Cevap bile vermedi adam. Yan gözle şöyle bir baktı gazetesine göz atarken, sessizce kahvaltısını yapmaya devam etti. Kadın derin bir iç geçirdi; çayını aldı önüne, kahvaltısına başladı.
“Ben de sevilmek isterdim çiçeklerim gibi, sevildikçe canlanmak, çiçeğe durmak, her dem taptaze,” diye düşünüyordu sessizce. “Kim istemez ki böyle benim çiçeklerimi sevdiğim gibi sevilmeyi? Kim istemez?”
Kesinlikle içinde kendinize ait şeyler bulacağınız bu eseri, okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
Sanat aşığı ve neredeyse hem mesleki alanda hem de hobi alanında başarı ile faaliyet gösteren yazarımız Rezan Özger'in kalemine, harikulade edebi, hikayeci, yüreğine sağlık. Beni hikayelerinizde ve onu yazan kaleminizin sırlarında gezmemizi sağladığınız için size ayrıca çok teşekkür ederim.
Başarılarınız daim olsun, var olun...

AYŞE SARISAYIN / Yazar  
GÖZDE KARADAĞ 
KADER GÜNEŞ
KİTAP KONAĞI
MEHMET AYDIN
DİLEK KARABULUT
AV. ALİ GALİP YILDIZ
OZAN UZUN
SEVTAP EKEN
SİNAN SUVAİ KÖŞGER
 
 

İÇİNDEKİLER

OKUYUCU YORUMLARI
SATIN AL